ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamayla Venezuela’ya giren ve çıkan yaptırım kapsamındaki petrol tankerlerine “tam ve eksiksiz blokaj” uygulanacağını duyurdu. Karar, Venezuela’nın en büyük gelir kalemi olan ham petrol ihracatına doğrudan darbe vurabilecek bir adım olarak yorumlanıyor.
Trump yönetimi, hamlenin gerekçesi olarak Venezuela’daki yönetimi sert suçlamalarla hedef aldı. Washington, Maduro yönetiminin petrol gelirlerini suç ekonomisini besleyen alanlara aktardığını savunurken, Caracas ise kararın ülkeye yönelik baskıyı derinleştirmeyi amaçladığını öne sürüyor.
Blokajın nasıl uygulanacağı ise belirsizliğini koruyor. Uygulamanın fiili denetimi için ABD Sahil Güvenliği ve askeri unsurların devreye girebileceği değerlendiriliyor. Son dönemde denizde gerçekleştirilen müdahaleler ve bölgeye yönlendirilen askeri varlık, kararın yalnızca diplomatik bir mesaj olmadığını gösteren unsurlar arasında.
Kararın ekonomi cephesinde de etkileri izleniyor. Piyasalar, Venezuela’dan çıkabilecek arzın kısılması ihtimalini fiyatlamaya başlarken, yaptırımların kapsamı dışındaki istisna başlıkları da yeniden gündeme geldi. Bazı enerji şirketlerinin Venezuela’da faaliyetlerini özel izinlerle sürdürdüğü bilinirken, yeni blokajın bu düzenlemeleri nasıl etkileyeceği yakından takip ediliyor.
Venezuela tarafı ise kararı “egemenliğe müdahale” olarak nitelendiriyor. Caracas yönetiminin Birleşmiş Milletler nezdinde girişim seçeneklerini masaya koyabileceği, bölgesel müttefiklerle diplomatik temasları artırabileceği ifade ediliyor.
Önümüzdeki günlerde ABD’nin uygulamayı hangi kriterlerle hayata geçireceği ve “yaptırım kapsamındaki tanker” tanımını hangi liste ve mekanizmalar üzerinden işleyeceği netleştikçe, blokajın sahadaki gerçek etkisi de ortaya çıkacak. Gerilimin yükseldiği bu süreçte, enerji akışında yaşanabilecek her oynama hem bölgesel dengeleri hem de küresel petrol piyasasını doğrudan etkileyebilecek potansiyel taşıyor.